BAŞKASINA AİT BİR TELEFONUN ZORLA ALINMASI VE MESAJLARIN OKUNMASI YAĞMA SUÇUNU OLUŞTURUR


Yazar: Stj. Av. Gaye Amiklioğlu & Av. Selçuk Ener
02.01.2025 09:36:31
BAŞKASINA AİT BİR TELEFONUN ZORLA ALINMASI VE MESAJLARIN OKUNMASI YAĞMA SUÇUNU OLUŞTURUR

BAŞKASINA AİT BİR TELEFONUN ZORLA ALINMASI VE MESAJLARIN OKUNMASI YAĞMA SUÇUNU OLUŞTURUR

Nitelikli yağma suçu, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 148 ve 149. maddelerinde düzenlenmiş olup, bir kimsenin malvarlığına karşı gerçekleştirilen tehdit veya cebir (zor kullanma) unsurları içeren hırsızlık suçudur. Yağma suçu, temel olarak kişinin malvarlığına yönelik bir saldırı niteliği taşırken, aynı zamanda mağdurun bedenine veya özgürlüğüne karşı da bir tehdit veya cebir uygulanmasıyla gerçekleşir.

Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır. Hırsızlık ile yağma suçları aynı ortak unsurlara sahip olup ayrıldıkları tek nokta ya da başka bir deyişle yağmanın, hırsızlığa oranla sahip olduğu ilave unsur, malı almak için cebir veya tehdit kullanılmasıdır (CGK-K.2021/114).

Yağma suçu araç ve amaç hareketlerden oluşan çok hareketli bir suçtur. Cebir ve tehdit araç hareket, eşyayı alma amaç harekettir. O hâlde cebir, şiddet veya tehdit ile malın alınmasında bir nedensellik bağı vardır. Cebir, şiddet veya tehdittin yağma maksadına yönelmiş olması şarttır. Mala sahip olma maksadının yanı sıra maldan geçici süreli yararlanma maksadı ile alınmasında da yağma suçu oluşur. Yararlanma kastının varlığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.

Yargıtay CGK 2018/284 E. 2020/275 K. 09.06.2020 tarihli kararı şu şekildedir;

“…Sanık ...’in, olay tarihinden üç hafta önce ayrıldığı kız arkadaşı mağdure Serpil’i aradığında telefonunun sürekli meşgul çalması nedeniyle mağdurenin bir başkasıyla görüştüğünden şüphelenerek bu konuyu konuşmak için saat 22.30 sıralarında mağdurenin evine gittiği, mağdurenin evin kapısını açması üzerine içeri girerek mağdureden cep telefonunu istediği, mağdurenin telefonunu vermek istememesine sinirlenerek yumruk vurmak suretiyle elindeki cep telefonunu zorla aldığı, ardından da mutfaktan eline geçirdiği bir bıçak ile "Sesini çıkarırsan seni bununla keserim." diyerek mağdureyi tehdit ettiği, ancak cep telefonunun şifreli olması nedeniyle arama kayıtlarına bakamadığı, mağdurenin bağırması üzerine de yakalanmamak için ikametten ayrıldığı sırada arama kayıtlarını daha sonra kontrol edebilmek amacıyla mağdurenin cep telefonunu da yanında götürdüğü olayda; sanığın, mağdurenin cep telefonunu arama kayıtlarına bakabilmek amacıyla aldığının anlaşıldığı, yağma suçunun oluşması için suça konu malın sahiplenme kastıyla alınmasının şart olmadığı, yararlanmanın sadece ekonomik menfaati değil aynı zamanda bilgi edinmeyi de kapsadığı, içinde bulunduğumuz çağda cep telefonları birer bilgisayar mahiyetinde olup içerilerindeki bilgiye ulaşma, bilginin değiştirilmesi ya da yok edilmesinin de yararlanma kastını ortaya koyduğu, somut olayda da söz konusu telefonu, arama kayıtlarını kontrol edebilmek için geçici olarak alan sanığın faydalanma kastının bulunduğu, yağma suçunun oluşumu için faydalanma kastı yeterli olup ayrıca failin fiilen faydalanmasının da gerekmediği hususları göz önünde bulundurulduğunda sanığa atılı nitelikli yağma suçunun tüm unsurlarıyla oluştuğunun kabulü gerekmektedir.”

Karardan da anlaşılacağı üzere yağma suçunun oluşması için başkasına ait olan bir malın cebir/tehdit kullanılarak alınması gerekir. Aynı zamanda alınan maldan yararlanma kastının da varlığı gerekmektedir. Yararlanma kastının varlığı olayın özelliklerine göre ayrı ayrı değerlendirilir. Örneğin; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.10.2016 tarihli ve 331-352 sayılı kararına konu olayda; yağma suçunun unsurlarının oluşmadığına karar verilmiş ise de bahsi geçen kararda yapılan tespitlerin mülk edinme kastı olmaksızın mağdurun evlilik birliğini temsil eden alyans ve tek taş yüzükten arındırılması nedeniyle sanığın sözle ifade ettiği boşanma isteğini açığa vurmak amacıyla, toplumda da evlilik birliğinin sembolü olarak kabul edilen alyans ve tektaş yüzüğü mağdurenin parmağından çıkarıp almasında, faydalanma amacıyla hareket ettiğinin sabit olmadığına hükmetmiştir. Buradan hareketle; bir babanın sigara içen on beş yaşındaki çocuğunun sağlığını gözetip tokat atarak sigara paketini elinden alması, psikolojik yahut sosyal gelişimi yönünden sakıncalı olabilecek video, resim ya da mesaj içeriklerini görmek amacıyla cep telefonu, bilgisayar veya taşınabilir bellek gibi eşyalarını zorla almasında ebeveynin eylemi çocuğunun menfaatini gözetmekten ibaret olup faydalanma kastı içermediğinden yağma suçu oluşmayacaktır. Yağma suçunun isnadına ilişkin yapılacak yargılamalarda, maldan yararlanma kastının vücut bulup bulmadığına ilişkin detaylı bir araştırmanın yapılması gerekir. Bu suça ilişkin savunma yaparken de bu hususun açıklığa kavuşturulması gerektiğinin önemini vurgulamak isteriz. Bu sebeple hukuksal sürecin alanında uzman bir avukat ile yürütülmesi hak kaybı yaşanmaması açısından çok faydalı olacaktır.

Saygılarımızla

Stj. Av. Gaye AMİKLİOĞLU & Av. Selçuk ENER

 

Ener Avukatlık Bürosu ile +90 212 570 4046 numaralı hattımız üzerinden iletişime geçebilirsiniz!