MUNZAM ZARAR

MUNZAM ZARAR
Munzam zarar, borçlar hukuku bağlamında alacaklının ana zararın dışında kalan ve borçlunun yükümlülüğünü tam veya zamanında yerine getirmemesi nedeniyle uğradığı ek zararı ifade eder. Bu kavram, sözleşmeye aykırılık nedeniyle doğan zararın bir genişlemesi olarak ele alınır. Munzam zararın talep edilmesi, temel zararların karşılanmasının yeterli olmadığı durumlarda, alacaklının fazladan bir kayıp yaşadığını ispat etmesine dayanır.
Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde, borçlunun temerrüde düşmesi durumunda alacaklının yalnızca temerrüt faizini talep etme hakkının değil, aynı zamanda temerrüt faiziyle karşılanamayan ek zararlarını (munzam zarar) da talep edebileceğini öngörmektedir.
Türk Borçlar Kanunu
Madde 122 - Munzam Zarar
Madde 122 - Borçlu, temerrüde düştüğü takdirde, alacaklı bu yüzden bir zarar görmüşse, temerrüt faizinden fazla olarak uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir. Ancak borçlu, kusuru olmadığını ispat ederse sorumlu olmaz.
Bu maddeye göre, borçlu temerrüde düştüğünde alacaklı temerrüt faizine ek olarak, ek (munzam) zararını da talep edebilir. Ancak bu zararın talep edilebilmesi için:
- Zararın ispat edilmesi gerekir.
- Borçlu, temerrüde düşmesinde kusursuz olduğunu ispat ederse bu zarardan sorumlu tutulamaz.
Munzam zarar talebi, özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde ya da ekonomik koşulların hızlı değiştiği zamanlarda önem kazanır, çünkü temerrüt faizi alacaklının gerçek zararını karşılamaya yetmeyebilir.
Munzam Zararın Unsurları
Munzam zararın talep edilebilmesi için bazı unsurların bir araya gelmesi gerekir:
- Ana Zararın Var Olması: Munzam zarar talebi, bir temel zararın varlığını gerektirir. Bu temel zarar, borçlunun yükümlülüğünü yerine getirmemesi ya da geç yerine getirmesi nedeniyle alacaklının uğradığı zarar olabilir. Örneğin, alacaklıya ödenmeyen borçlar veya geç teslim edilen bir malın yaratabileceği zararlar ana zarar kapsamında değerlendirilebilir.
- Ek Zararın Ortaya Çıkması: Ana zararın ötesinde, borçlunun yükümlülüğünü tam yerine getirmemesi veya zamanında yerine getirmemesi nedeniyle alacaklının uğradığı ilave zararların bulunması gerekir. Munzam zarar, borcun ifa edilmemesinden kaynaklanan gecikme faizi, ticari kayıplar veya başka mali kayıplar gibi ek zararları kapsar.
- Borçlunun Kusuru: Munzam zarar talebinde bulunabilmek için, borçlunun en azından kusurlu olması gerekir. Borçlunun ihmali, dikkatsizliği ya da kötü niyetli davranışı nedeniyle zararın ortaya çıktığı durumlarda alacaklı munzam zarar talebinde bulunabilir. Ancak, borçlunun sorumluluğunu ortadan kaldıran mücbir sebep gibi durumlar varsa, munzam zarar talebi reddedilebilir.
- Nedensellik Bağı: Munzam zarar talep edilebilmesi için, ortaya çıkan ek zararla borçlunun eylemi arasında bir nedensellik bağı kurulmalıdır. Yani alacaklının uğradığı ek zarar, borçlunun yükümlülüğünü yerine getirmemesinden veya gecikmesinden kaynaklanmalıdır.
Munzam Zarar Türleri
Munzam zarar çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir:
- Maddi Munzam Zarar: Alacaklının malvarlığında doğrudan bir kayıp yaşanması durumunda ortaya çıkar. Örneğin, borcun ifasının gecikmesi nedeniyle alacaklının ek maliyetlere katlanması ya da ticari işlerde zarar görmesi bu kapsamda sayılabilir.
- Manevi Munzam Zarar: Alacaklının duygusal veya psikolojik olarak uğradığı zararı ifade eder. Manevi munzam zarar, genellikle ticari anlaşmazlıklarda değil, kişisel ve özel ilişkilerde ortaya çıkar. Örneğin, haksız fiil sonucunda itibar kaybına uğrama gibi durumlar bu zarar türüne örnektir.
- Faizler ve Fırsat Maliyetleri: Borcun zamanında ödenmemesi nedeniyle alacaklının alternatif yatırımlardan ya da fırsatlardan mahrum kalması da munzam zarar kapsamına girer. Alacaklının bu süreçte katlandığı gecikme faizleri veya diğer fırsat maliyetleri, talep edilebilecek ek zararlar arasında yer alır.
Munzam Zararın İspatı
Alacaklının munzam zarar talebinde bulunabilmesi için bu zararı ispatlaması gerekir. Munzam zarar, doğrudan ve somut olarak ortaya konulmalıdır. Mahkemeye, borçlunun yükümlülüğünü yerine getirmemesi veya gecikmesi nedeniyle alacaklının maddi veya manevi kayıplar yaşadığını gösteren belgeler ve kanıtlar sunulmalıdır.
İspat yükü, zararın kapsamı ve türüne göre farklılık gösterebilir. Örneğin, gecikme faizi gibi hesaplamalar kolayca yapılabilirken, ticari kayıplar veya fırsat maliyetleri gibi daha soyut zararların ispatı daha karmaşık olabilir.
Munzam Zarar ve Ceza Koşulu
Munzam zarar, ceza koşulu ile karıştırılmamalıdır. Ceza koşulu, sözleşmeye aykırılık halinde borçlunun ödemeyi kabul ettiği belirli bir tutar olup, zarar ispatı gerekmez. Ancak munzam zararda, zarar ispat edilmelidir ve her iki durumda da alacaklı fazladan zararı talep edebilir. Eğer borçlunun yükümlülüğünü yerine getirmemesi veya gecikmesi nedeniyle uğranan zarar, ceza koşulunun üzerinde ise alacaklı munzam zarar için ayrıca talepte bulunabilir.
Munzam Zarar Talebinde Dikkat Edilmesi Gerekenler
- Sözleşme Maddeleri: Sözleşmede munzam zarar ile ilgili özel bir madde bulunması durumunda, bu maddeye göre hareket edilir. Borçlunun ek zarardan sorumlu tutulabilmesi için sözleşmede munzam zarar kavramının tanımlanmış olması gerekebilir.
- Zaman Aşımı: Munzam zarar talepleri de diğer alacak talepleri gibi zamanaşımına tabidir. Talebin, zararın ortaya çıkmasından itibaren belirli bir süre içinde yapılması gerekir. Aksi halde alacaklı, munzam zarar talebinde bulunma hakkını kaybedebilir.
- Mahkeme Kararı: Munzam zarar talepleri genellikle mahkeme kararı ile hükme bağlanır. Alacaklı, borçlunun yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle uğradığı zararı mahkemede kanıtlamalıdır.
Munzam Zarara Örnekler
- Geç Teslimatlar: Örneğin, bir inşaat projesinin planlanan sürede teslim edilmemesi nedeniyle, müteahhitin gecikme faizi ödemesi dışında, alacaklının uğradığı ek zararlar (örneğin, kira gelirinden mahrum kalma) munzam zarar olarak talep edilebilir.
- Geç Ödenen Borçlar: Bir ticari borcun zamanında ödenmemesi nedeniyle alacaklının finansal kayıplar yaşaması durumunda, bu kayıplar munzam zarar kapsamında değerlendirilebilir. Örneğin, alacaklı, borçlu ödeme yapmadığı için krediler almış ve faiz ödemek zorunda kalmış olabilir.
“…Aşkın (munzam) zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, 6098 sayılı Kanun’un 122 nci maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır. Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla, alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu kapsamda ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz. Davacı, dava dilekçesi ile bankaya yatırdığı parayı mahkeme kararı ve icra dosyası vasıtasıyla geç tahsil etmesi nedeniyle paranın enflasyon karşısında eridiğini ileri sürmüş olup, somut bir maddi zarara uğradığını ileri sürmemiş ve parasını geç tahsil ettiği için temerrüt faizini aşan somut bir maddi zarara uğradığını ispat edememiştir. Bu itibarla bölge adliye mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davacının başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir…”
( Yargıtay 11. HD. 2021/6204 E. 2023/1610 K. 16.3.2023 T )
Munzam zarar, borçlar hukukunda alacaklının, borçlunun yükümlülüğünü yerine getirmemesi veya gecikmesi nedeniyle uğradığı ek zararları tazmin etmeyi amaçlar. Bu tür zararlar, borçlu ile alacaklı arasındaki hukuki ilişkiye bağlı olarak çeşitlenir ve alacaklının uğradığı maddi veya manevi zararları kapsar. Alacaklı, munzam zararı ispat ederek mahkemeye başvurabilir ve ek tazminat talebinde bulunabilir.
Saygılarımızla
Stj. Av. Gaye AMİKLİOĞLU & Av. Selçuk ENER
Ener Avukatlık Bürosu ile +90 212 570 4046 numaralı hattımız üzerinden iletişime geçebilirsiniz!