ORGANİK BAĞIN VARLIĞI İŞÇİLİK ALACAKLARINDAN SORUMLULUK İÇİN YETERLİ DEĞİLDİR

ORGANİK BAĞIN VARLIĞI İŞÇİLİK ALACAKLARINDAN SORUMLULUK İÇİN YETERLİ DEĞİLDİR
İş hukukunda organik bağ, işverenlerin gerçekte aynı kişi ya da kişiler olmasına rağmen, farklı işverenler varmış gibi, işçinin o işverenlerin nezdinde çalışıyor gibi gösterilmesi durumunu açıklayan bir kavramdır. Bir iş yerinde, işveren ve çalışan arasında hukuki olarak bir iş sözleşmesi olmasa bile fiilen bir işverenin kontrolü altında çalışılıyorsa veya çalışan, işverenin iş organizasyonu ve talimatlarına tabi bir şekilde iş yapıyorsa, organik bağın varlığından söz edilebilir. Peki bir tüzel kişilik, başka bir tüzel kişiliğin işçilik borçlarından sırf organik bağ sebebiyle sorumlu tutulabilir mi? Yargıtay ilgili hukuk dairesi işveren sıfatına sahip olmayan bir tüzel kişiliğe sırf bağlantılı olduğu için sorumluluk yüklenemeyeceği yönünde karar vermiştir.
Yargıtay 02.12.2024 tarihli kararı şu şekildedir;
“...Dernek ile dava dışı ...Körler Vakfı arasında salt organik bağın varlığı, davacı ile davalı Dernek arasında işçi ... ilişkisi bulunduğu sonucunu doğurmaz. Davalı Dernek ile dava dışı ...Körler Vakfı arasında işyeri devri, iş sözleşmesi devri, asıl ... alt ... ilişkisi veya birlikte istihdam gibi davalı Derneğin de birlikte sorumlu tutulmasını gerektirecek bir hukuki ilişkinin varlığı ispat edilmiş olmadığı gibi davalı Derneğin iş sözleşmesinin kurulması ve devamı sırasında işçilik alacaklarının davalı Dernek tarafından karşılanacağı hususunda söz ve davranışlarla davacı işçilerde güven oluşturduğu, buna göre güven teorisi uyarınca sorumlu tutulması gerektiği de iddia ve ispat edilmiş değildir. Şu hâlde davalı Dernek; davacı işçilerin, dava dışı ...Körler Vakfında geçen çalışmalarından kaynaklanan işçilik alacaklarından sorumlu tutulamaz…”
(Yargıtay 9. HD. 2024/13129 E. 2024/15628 K. 02.12.2024 T.)
Yukarıda yer verdiğimiz karardan da anlaşılacağı üzere, işveren sıfatına sahip olmayan bir tüzel kişiliğe, yalnızca işveren tarafıyla bağlantısı olduğu gerekçesiyle sorumluluk yüklenemez. Yargıtay’ın içtihatlarında da yer verdiği üzere şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde, ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak, şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple organik bağın varlığının tespiti açısından iyi bir araştırma yapılması gerekir.
Stj. Av. Gaye AMİKLİOĞLU & Av. Selçuk ENER
Ener Avukatlık Bürosu ile +90 212 570 4046 numaralı hattımız üzerinden iletişime geçebilirsiniz!