ÖZEL HASTANEDE HEKİMİN VEKALETSİZ İŞ GÖRMEDEN DOĞAN SORUMLULUĞU


Yazar: Stj. Av. Gaye Amiklioğlu & Av. Selçuk Ener
28.02.2025 14:23:31
ÖZEL HASTANEDE HEKİMİN VEKALETSİZ İŞ GÖRMEDEN DOĞAN SORUMLULUĞU

ÖZEL HASTANEDE HEKİMİN VEKALETSİZ İŞ GÖRMEDEN DOĞAN SORUMLULUĞU

Özel hastanede bir hekimin vekâletsiz iş görmeden doğan sorumluluğu, genel hukuk ilkelerine ve tıbbi uygulamalara dayanan sorumluluk türlerinden biridir. Vekâletsiz iş görme (Latince: "negotiorum gestio"), bir kişinin, başka bir kişi adına ve onun rızası olmadan, zorunluluk nedeniyle bir iş yapmasıdır. Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi 3’üncü maddesinde, “Tabip, vazifesi ve ihtisası ne olursa olsun, gerekli bakımın sağlanamadığı acil vakalarda, mücbir sebep olmadıkça ilk yardımda bulunur./Diş tabibi de, kendi sahasında aynı mükellefiyete tabidir.” şeklinde bir düzenleme yer almaktadır. Bu düzenleme uyarınca hekimin acil durumlarda tıbbi yardımda bulunması zorunluluktur; ancak acil durumda tıbbi müdahalede bulunan hekim vekâletsiz iş görmüş olarak kabul edilir. Burada acil durum kavramı tartışmaya yol açabilecek niteliktedir; çünkü hekimin ne dereceye kadar hastanın muhtemel iradesine dayanarak tıbbi müdahalede bulunabileceği iyi tespit edilmelidir. Somut olayda tıbbi zorunluluğun takdiri tıbbi ihtisas konusu olmakla beraber, hastanın ölüm tehlikesi içinde bulunduğu veya ağır bir zarara uğrama ihtimalinin olduğu durumda hekim, hastanın muhtemel iradesine dayanarak zorunlu tıbbi tedbirleri alabilmelidir.(1). Vekâletsiz iş görmeyi, işi görenin vekâlete sahip olmamasına rağmen iş sahibinin menfaat alanına girerek iş görmesi olarak tanımlamak mümkündür. Bu durumda aralarında herhangi bir sözleşme ilişkisi olmayan hekim ile hasta ilişkilerinde vekâletsiz iş görme hükümleri uygulama alanı bulabilecektir. Bir hekim, hastanın açık rızası olmaksızın tıbbi bir müdahale gerçekleştirdiğinde, kural olarak bu eylem bir sorumluluk doğurur. Ancak, hasta bilincini kaybetmiş veya onay veremeyecek durumda ise, hekim, hastanın sağlığını koruma ve yaşamını kurtarma amacıyla acil müdahalede bulunabilir. Bu tür durumlarda hekimin sorumluluğu, tıbbi müdahalenin gerekliliği ve aciliyeti ile sınırlıdır. Vekâletsiz iş görme durumunda hekimin sorumluluğu, kusur sorumluluğuna dayanır. Hekimin mesleki standartlara uygun hareket etmesi, tıbbi bilgilerini doğru ve özenli bir şekilde uygulaması beklenir. Eğer hekim, tıbbi hata yaparsa veya özen göstermeden hareket ederse, hukuki sorumluluğu doğar. Ancak müdahale sırasında gerekli özen gösterilmişse ve müdahale zorunluysa, sorumluluk doğmayabilir. Hekim, vekâletsiz iş gördüğü durumlarda hastanın menfaatine uygun şekilde hareket etmek zorundadır. Yani hekim hastanın zarar görmemesi için mesleki tüm şartları yerine getirmeli, hastanın durumunu gecikmeden ve zamanında saptayıp somut durumun gerektirdiği tüm önlemleri almalıdır. Eğer hekim, hastanın menfaatine uygun olmayan bir müdahalede bulunursa, sorumluluğu doğabilir. Eğer hekimin vekâletsiz iş görme eylemi nedeniyle hasta bir zarar görmüşse, hasta maddi veya manevi tazminat talep edebilir. Bu tazminat, hekimin kusuru oranında belirlenir. Hekim, görevini ihmal etmişse veya gereksiz bir müdahalede bulunmuşsa, hastaya verdiği zararı tazmin etmekle yükümlüdür.

                                                                                                                                             

"... Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yol seçilmek gerekir. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Aynı hususlar adam çalıştıran sıfatı ile doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşları için de geçerlidir..."

( Yargıtay 3. HD.2023/1948 E. 2024/345 K. 23.01.2024 T )

                                                                                                                                             

Sonuç olarak, özel hastanede hekimin vekâletsiz iş görme durumu, hekimin mesleki sorumluluğu ve hastanın menfaati ile doğrudan ilişkilidir. Hekimin doğru ve gerekli müdahaleyi yapması, bu tür bir sorumluluğu doğurup doğurmayacağını belirler. Hekimin tıbbi hatalı uygulaması sebebiyle hastanın zarar görmesi veya vefat etmesi halinde kusur oranları tespit edilerek hastanenin ve hekimin sorumluluğu gündeme gelmektedir. Talep edilecek tazminatlar TBK hükümleri çerçevesinde belirlenmektedir. Bu konuda talep edilecek tazminatların doğru şekilde belirlenmesi gerekir.

Saygılarımızla

Stj. Av. Gaye AMİKLİOĞLU & Av. Selçuk ENER

 

KAYNAKÇA

1- HEKİMİN VEKÂLETSİZ İŞ GÖRMEDEN DOĞAN SORUMLULUĞU- Sera REYHANİ YÜKSEL

 

Ener Avukatlık Bürosu ile +90 212 570 4046 numaralı hattımız üzerinden iletişime geçebilirsiniz!