TOPLANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ HAKKI

TOPLANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ HAKKI
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın md. 34’e göre “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir”. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Toplantı ve dernek kurma özgürlüğü” başlıklı 11. maddesine göre de “Herkes barışçıl olarak toplanma ve dernek kurma hakkına sahiptir.
Türk hukukunda toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkı, Anayasa'nın 34. maddesi ile güvence altına alınmıştır. Bu maddeye göre, herkesin önceden izin almaksızın, silahsız ve saldırısız olarak toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı vardır. Ancak bu hak, kamu düzeni, milli güvenlik, genel ahlak, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması gibi bazı sebeplerle sınırlandırılabilir.
2911 S. Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu
Toplantı ve gösteri yürüyüşleri, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu ile düzenlenmiştir. Bu kanun, Anayasa'da yer alan hakların uygulanışını ve hangi şartlar altında toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapılabileceğini belirler. Kanunun temel hükümleri şunlardır:
- Bildirim Zorunluluğu: Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapacak kişiler, en az 48 saat önceden, yerel mülki amire yazılı bildirimde bulunmalıdır. Bu bildirimde yürüyüşün amacı, yapılacağı yer, zaman, katılımcı sayısı gibi bilgiler yer almalıdır.
- Toplantı Yeri ve Yürüyüş Güzergâhı: Toplantı ve gösteri yürüyüşleri, kanunda belirlenen yerlerde ve güzergâhlarda yapılmalıdır. Bu yerler genellikle şehir merkezlerinde trafiğin yoğun olduğu bölgelerden uzak tutulur.
- Zaman Sınırlamaları: Toplantı ve gösteri yürüyüşleri, güneş doğduktan sonra başlayıp güneş batmadan önce sona ermelidir. Gece yapılan gösteri yürüyüşleri genellikle yasaklanmıştır.
Kolluk Kuvvetlerinin Yetkileri ve Müdahale Hakkı
Kolluk kuvvetlerinin toplantı ve gösteri yürüyüşlerine müdahale etme yetkisi, kanunda açıkça düzenlenmiştir. Eğer bir gösteri yürüyüşü:
- Bildirim yapılmadan gerçekleşirse,
- Kamu düzenini bozarsa,
- Silahlı veya saldırgan bir şekilde yapılırsa,
- Millî güvenlik ya da genel sağlığı tehdit ederse,
yetkili makamlar bu gösteriyi dağıtma kararı alabilir. Göstericilere önce dağılmaları yönünde uyarıda bulunulur. Eğer uyarılara rağmen gösteri devam ederse, kolluk kuvvetleri zor kullanma yetkisini kullanabilir.
Sınırlamalar ve Yasaklar
Anayasa'nın 34. maddesine göre, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı bazı durumlarda sınırlandırılabilir. Bu sınırlamalar, Anayasa'nın öngördüğü gerekçeler çerçevesinde kanunlarla düzenlenir. Örneğin:
- Milli Güvenlik ve Kamu Düzeni: Devlet, millî güvenliği tehdit eden veya kamu düzenini bozan toplantı ve gösteri yürüyüşlerini yasaklayabilir.
- Genel Ahlak ve Sağlık: Genel ahlakı veya kamu sağlığını tehdit eden gösteri ve yürüyüşler de sınırlandırılabilir.
- Başkalarının Hak ve Özgürlükleri: Gösteri ve yürüyüşler, başkalarının hak ve özgürlüklerini ihlal etmeyecek şekilde düzenlenmelidir.
Görüldüğü üzere, Anayasa'nın 34. maddesinde toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı sınırsız bir hak olarak düzenlenmemiş; bu hakkın millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmaksızın Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin öncelikle Anayasa'nın sözüne aykırı olmaması gerekmektedir.
Anayasa’nın 34. maddesinde yer alan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, bireylerin düşünce açıklamalarında bulunmak amacıyla açık veya kapalı mekânlarda, kamu otoriteleri ile üçüncü kişilerin müdahalesi olmaksızın, geçici olarak bir araya gelebilme serbestîsini korumaktadır. Aynı maddenin birinci fıkrasında “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.” denilmek suretiyle sadece toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının değil bu hakkın "izin alınmadan" kullanılabilmesi de güvence altına alınmıştır. Diğer bir anlatımla anılan hakkın izin alma şartına bağlanamayacağı güvencesinin Anayasa'da özel biçimde korunduğu anlaşılmaktadır.
Sonuç
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, Türk Anayasası ve uluslararası insan hakları sözleşmeleri tarafından güvence altına alınmış önemli bir haktır. Ancak bu hak, kamu düzeni, milli güvenlik ve başkalarının haklarının korunması gibi gerekçelerle sınırlanabilir. Bu sınırlandırmaların, demokratik bir toplumun gereklerine uygun ve orantılı olması gerektiği hem Türk hukuku hem de uluslararası hukuk normları tarafından kabul edilmektedir.
"…Somut olayda Batman Valiliği 5442 sayılı Kanun'un 11. maddesinin (A) ve (C) bentlerine dayanarak resmî kamu kurum ve kuruluşlarının yapacağı etkinlikler hariç olmak üzere il genelinde yapılacak tüm eylem ve etkinleri mülki idari amirin iznine bağlamak suretiyle hakkı sınırlandırmıştır. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Cihan Tüzün ve diğerleri, ([GK], B.No: 2019/13258, 10/11/2022, §§ 22-30) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Anılan kararda, tüm eylem ve etkinliklerin mülki idari amirin iznine bağlanmasının Anayasa'nın toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının önceden izin almadan kullanılabileceği yönündeki 34. maddesinde yer alan ek güvencesine aykırı olduğu ve dolayısıyla müdahalenin Anayasa maddesinin sözüyle çeliştiği sonucuna varmıştır. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
Anayasa’nın 34. maddesinde yer alan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, bireylerin düşünce açıklamalarında bulunmak amacıyla açık veya kapalı mekânlarda, kamu otoriteleri ile üçüncü kişilerin müdahalesi olmaksızın, geçici olarak bir araya gelebilme serbestîsini korumaktadır. Aynı maddenin birinci fıkrasında “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.” denilmek suretiyle sadece toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının değil bu hakkın "izin alınmadan" kullanılabilmesi de güvence altına alınmıştır. Diğer bir anlatımla anılan hakkın izin alma şartına bağlanamayacağı güvencesinin Anayasa'da özel biçimde korunduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının izin almadan kullanılmasına yönelik pozitifleşmiş öz güvenceyi ihlal edecek nitelikte yapılan bir sınırlandırma, Anayasa'da ilgili temel hakkı düzenleyen maddedeki sınırlama sebeplerine dayansa bile kural olarak Anayasa'nın sözüne aykırı olacağında bir tereddüt bulunmamaktadır.
Nitekim Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, toplantı ve gösteri yürüyüşünün yapılmasından önce bildirim verilmesi şartı getiren 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 10. maddesinin birinci ve ikinci fıkrası hükmünü Anayasa'ya uygun bulurken bildirim sisteminde, toplantı ve gösteri yürüyüşünün yapılabilmesi için yetkili makama bildirimde bulunulmasının yeterli olduğu ve yetkili makamın onayının aranmadığı, bu nedenle bildirim sistemi öngören düzenlemenin Anayasa ile getirilen izne bağlanamama güvencesine aykırı olmadığı gerekçesine dayanmıştır. Anayasa Mahkemesi kararında; Anayasa’nın 34. maddesinin birinci fıkrasında, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesinin izin alma koşuluna bağlanamayacağının açıkça ifade edildiğini belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilenlere ek bir güvence olan bu düzenleme ile toplantı ve gösteri yürüyüşünü izin şartına bağlama şeklinde bir sınırlamada bulunulamayacağını vurgulamıştır. Bu bağlamda da Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilenlere ek olarak Anayasa’nın 34. maddesinde hakkın izne bağlanamaması şeklindeki güvencesine aykırı sınırlamaların Anayasa’nın sözüne aykırı olacağını ifade etmiştir (AYM, E.2014/101, K.2017/142, 28/9/2017, §§ 84-86).
Sonuç olarak somut olayda kamu makamının tüm eylem ve etkinlikleri mülki idari amirin iznine bağlanması, Anayasa'nın 34. maddesinin birinci fıkrasında toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının önceden izin almadan kullanılabileceği yönündeki ek güvencesine aykırı olduğu ve Anayasa maddesinin sözüyle çeliştiği kanaatine varılmıştır."
Batman'da gerçekleştirilecek tüm eylem ve etkinliklerin mülki idari amirinin iznine bağlandığı somut olayda da Cihan Tüzün ve diğerleri kararında açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Bu doğrultuda toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının önceden izin almadan kullanılabileceği yönündeki Anayasa'nın 34. maddesinin sözüyle çeliştiği kanaatine varılmıştır.
Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa'nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
(SONGÜL KORKMAZ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU Başvuru No: 020/5722 )
Stj. Av. Gaye AMİKLİOĞLU & Av. Selçuk ENER
Ener Avukatlık Bürosu ile +90 212 570 4046 numaralı hattımız üzerinden iletişime geçebilirsiniz!