YALAN TANIKLIK SUÇU NEDİR?


Yazar: Av. Selen KAYA & Av. Selçuk ENER
14.02.2025 14:13:16
YALAN TANIKLIK SUÇU NEDİR?

YALAN TANIKLIK SUÇU NEDİR?

(TCK 272 vd.)

 

Mahkeme nezdinde hak arayışı içinde olan kişiler, iddialarını birçok delil ile ispatlayabilmektedirler. Gerek ceza davasında gerek de bir hukuk davasında tanık beyanları, en etkili delillerden biridir.

 

Tanıklık müessesi, adalet mekanizmasının sağlıklı bir şekilde yürütülmesi, maddi gerçeğin doğru beyanlar vasıtasıyla aydınlatılması için gerekli olup bu görevin gereği gibi yerine getirilmemesi halinde, yalan tanıklık suçu oluşmaktadır. Tanıkların gerçeğe aykırı beyanlarda bulunması, yargılamanın yanlış yönlendirilmesine ve haksız kararların ortaya çıkmasına sebep olabilir. İşte bu nedenlerle; Türk Ceza Kanunu’nun 272. Maddesi, yalan tanıklığı suç olarak kabul etmiş ve bu suçu işleyenleri ağır yaptırımlara tabi tutarak söz konusu bu fiili caydırıcı hale getirmeye çalışmıştır.

 

TCK 272 uyarınca; bir kişinin yetkili bir mercii tarafından yürütülen bir soruşturma veya kovuşturma sırasında gerçeğe uygun olmayan beyan veyahut gerçeği saklamak ya da inkar etmek suretiyle kasıtlı olarak mahkemeyi yanıltıcı davranışlarda bulunması, yalan tanıklık suçunu oluşturur. Diğer yandan, yalan tanıklık suçu, şikayete tabi olmayıp re’sen gözetilen suçlar kapsamında olması dikkat çekmektedir. Kaldı ki, yalan tanıklık suçunun şikayete tabi olmaması, bu suçtan zarar görenin şikayetçi olamayacağı anlamına da gelmez. Ancak bir kez şikayetçi olunarak başlatılan soruşturmada müştekinin sonradan şikayetten vazgeçmesi, kamu davasını düşürmeyecektir.

 

Bu yazıda, yalan tanıklık suçunun hukuki unsurları, yargılama sürecine etkileri ve bu suçun cezai yaptırımları ele alınacaktır.

 

YALAN TANIKLIK SUÇUNUN UNSURLARI

 

TCK’nın 272. maddesi uyarınca; yalan tanıklık suçunun oluşabilmesi için aşağıdaki unsurların bir arada bulunması gerekir:

 

  • Yalan tanıklık suçunun oluşabilmesi için beyanın, yetkili adli/idari makam önünde verilmiş olması gerekir. Mahkeme dışındaki beyanlar yalan tanıklık suçunu oluşturmaz.

 

  • Yetkili makam önünde dinlenen tanığın ifadelerinin maddi gerçeklikle örtüşmemesi gerekir. Tanık sıfatıyla dinlenecek kişinin gerçeğe aykırı bilgi vermesi, gerçeği inkar etmesi veya gerçeği kısmen veya tamamen saklaması şeklinde yalan tanıklık suçu oluşabilir.

 

  • Yalan tanıklık suçunun oluşabilmesi için verilen gerçeğe aykırı beyanın soruşturmayı ve yargılamayı etkileyebilir potansiyele sahip olması gerekmektedir. Soruşturmanın ve yargılamanın gidişatını etkilemeyen, hukuka aykırı bir kararın verilmesine sebebiyet vermeyen tanık beyanları, bu suçu oluşturmaz.

 

  • Yalan tanıklık suçu ancak kasten işlenebilir. Tanığın her gerçeğe uygun olmayan beyanı bu suçun oluştuğunun kabulü için yeterli değildir. Zira, kişinin kendi algılayış biçimine göre doğru bildiği yanlışları mahkeme huzurunda açıklaması ya da ihmal nedeniyle bilmesi gereken gerçek hususları bilmemesi bu suçu oluşturmayacağı açık olup bu suçun oluşabilmesi için kişinin gerçeği bilerek ve isteyerek çarpıtması, inkar etmesi veya saklaması gerekmektedir.

 

                                                                                                                                             

 

“…Sanığın, mahkemede tanık sıfatıyla ifade verirken, köyde şahit olduğu kavga olayını hatırlı kişilerin aracı olması ve tarafların barışacağı gerekçesiyle, görmediğini söylemesine karşın, sonraki ifadesinde kavgayı gördüğünü söyleyerek gördüklerini anlatması biçimindeki eyleminin, TCK’nın 272, 274/1.maddelerinde düzenlenen yalan tanıklık suçunu oluşturacağı gözetilmeden yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı maddelerle hüküm kurulması, …yasaya aykırıdır.”

 

(Yargıtay 4.Ceza Dairesi 2009/2368 E. 2011/3505 K. 21.03.2011 T.)

                                                                                                                                             

YALANCI TANIKLIK SUÇUNDA ŞAHSİ CEZASIZLIK HALİ VE İNDİRİM (TCK 273)

Kişinin; kendisinin, üstsoy, altsoy, eş veya kardeşinin soruşturma ve kovuşturmaya uğramasına neden olabilecek bir hususla ilgili olarak yalan tanıklıkta bulunması halinde, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir. Belirtmek gerekir ki, bu hüküm özel hukuk uyuşmazlıkları kapsamında yapılan yalan tanıklık hallerinde uygulanmaz. Örnek vermek gerekirse, bir boşanma davası nedeniyle yapılan yargılamada yalancı şahitlik yapılması halinde, kişiye akrabalık nedeniyle indirim veya cezasızlık hakkı tanınmayacaktır.

Ayrıca, tanıklıktan çekinme hakkı olmasına rağmen, bu hakkı kendisine hatırlatılmadan gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapması halinde ise verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.

YALAN TANIKLIK SUÇUNDA ETKİN PİŞMANLIK (TCK 274)

 

TCK’nın 274. maddesinde yalan tanıklık yapan kişinin doğruyu söyleyerek yaptığı yanlışı telafi etmesi durumunda, suçtan doğacak sonuçların azaltılması veya ortadan kaldırılması düzenlenmiştir.

 

Bu madde uyarınca;

  • Aleyhine yalan tanıklık yapılan kişi hakkında bir hak kısıtlamasına veya yoksunluğuna karar verilmeden veya hükümden önce gerçeğin söylenmesi halinde, cezaya hükmolunmaz.
  • Bir hak kısıtlaması veya yoksunluğuna karar verilmesinden sonra ancak hüküm verilmeden önce gerçeğin söylenmesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisinden yarısına kadarı indirilebilir.
  • Aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında verilen mahkûmiyet kararı kesinleşmeden önce gerçeğin söylenmesi halinde ise, verilecek cezanın yarısından üçte birine kadarı indirilebilir.

 

SUÇUN CEZALANDIRILMASI

 

Ceza davalarında işlenen yalan tanıklık suçunun cezası, 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası iken hukuk davalarında işlenen yalan tanıklık suçunun cezasının 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası olduğunu görüyoruz. Bu ayrımın, suç ile ihlal edilen haklar arasındaki farktan kaynaklı olduğu, hukuk davalarında maddi bir kayba sebebiyet verirken, ceza davalarında mağdurun hürriyetinden mahrum kalması sonucunu doğurmasından ileri geldiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Bu düşünceden hareketle kanun koyucu, yalan tanıklığın sanığın alacağı ceza üzerinde doğrudan ağırlaştırıcı etkisi söz konusu olduğu hallerde, verilecek cezanın ağırlaştırılmasını öngörmüştür.

 

KAYNAKÇA

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu
  • Dergi park, Cilt: 17 Sayı: 3, 1 - 64, 17.08.2020
  • Doç. Dr. Veli Özer Özbek, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 2020.

Av. Selen KAYA & Av. Selçuk ENER

 

Ener Avukatlık Bürosu ile +90 212 570 4046 numaralı hattımız üzerinden iletişime geçebilirsiniz!